14 Ekim 2013 Pazartesi

bu şehirden neden nefret ettiğimi unuttukça yüzüme vuruyorsunuz. sanırım zevk alıyorsunuz.
usandım yarım kalmış sevdalardan, bitmeyen kilometrelerden, engellerden.
yoruldum deşilmiş yüreklerden.
bıktım verdiğiniz güvenlerden.
şimdi özlüyorum
delice özlüyorum
hiç görülmemiş yüzünü, yüzündeki hüznü, bilemediğim gamzeni...

6 Ekim 2013 Pazar

sanırım bi insan beni çok iyi tanıdığında ondan uzaklaşma gibi bi huyum var. neden bilmiyorum ama genelde böyle.
o yüzden sanırım çok fazla samimiyet bende ayrılığı getirir.
fonda sezen hanım çalarken hüzünsüz yazmak saçma herhalde.
bugün yine yorgun düşmüşüm sevdalardan. 
uzun zaman geçmiş mesafelerin ardından sövmeyeli. unutmuşum nasıl olduğunu işte. 

hayallerimin enkazında yaralı şekilde kaldığımda sesimi kimsenin duymadığını bildiğimden, korkuyorum. affeyleyiverin.

24 Eylül 2013 Salı

gidemediğim ankara sokaklarının gece yarısı kıç donduran soğuğunda yazayım isterdim satırlarımı.fakat mümkün olamıyor pek.
ne yazık ki böyle zamanlarda hep yazmak isterim. içim çıksın isterim dışıma, beceremesem de.
belki belki bir mabel matiz şarkısından ya da bir neşet ertaş türküsünden etkilenip oturdum buraya. -kitap da olabilir.- hatırlamıyorum. ama hüznüme yenik düşmüş olmalıyım.
bu gece uzakta olan dostuma hitap etmek isterim.
öncelikle, seni çok özledim. gülüşlerininin kulağıma yankısını özledim. anne sıcaklığını özledim.
her neredeysen, bilmiyorum, çık gel artık. bu ayrılık fazla uzun.
bana hep kızardın, duygusal sulu gözlü bir balığım diye. sen yoksun ya şimdi, içimde şelaler var, çağlayan.
özledim.
kim bilir hangi evin penceresinde tütüyor dumanın. acaba ağlıyor musun yine.
benim uyuduğumu sanır içindeki yağmuru boşaltırdın geceleri. duyardım seni.
seni çok özledim.
buralarda gülümsemeler birkiyor arkadaş, çıkmıyor şu dudaklardan.
diyeceğim o ki, özledim.

5 Eylül 2013 Perşembe

soruyorum sana, bir sürü tanışmanızı anlattığın cümleler kurdun, hayal ettin eyvallah da tanışamadın be kardeş, onu napıcaz?
huh, uzun soluklu bir cümle ardından upuzun paragraflar yazmayı isterdim esasen. tasarladığım o tanışma gününden bahsetmek isterdim mesela. yada onu gördüğüm ateşbaşlarından. yanan ateşlerden. kavuran gün sıcağının 2 saat içinde sağanak yağışa bıraktığı hava durumlarından...
böyle şeyleri arkada hüzün rüzgarları esiyorken duygu senfonisin arasında kaybolup, yapmayayım. beceremem.
iyi geceler.

10 Aralık 2012 Pazartesi

gecenin bir yarısıydı. perde sıyrıldı, son sigara içildi.
savaşıldı soğukla, uykular gelmedi.
kazındı ojeler, tıpkı yok olmuş beyinler gibi.
mürekkepler tükendi.
çaldı son şarkı
kapandı defter ama yazıldı kelimeler.
kayboldu gülüşler, haykırıldı geceye, nedensiz.
çaylar soğudu bardaklarda
çiçekler soldu
küllük kokusunu bıraktı odaya, en iyi marka parfüm gibi...
haydi yastık, uyut beni.
boğ karanlığınla gece.
selam olsun hiç görülmemiş o yüze.

6 Ekim 2012 Cumartesi


iyi akşamlar, iyi uykular ve günaydınlar şimdiden daha sonraki bütün bugünlerin için...